Cenazeler artık çürümüyor !

Cenazeler artık çürümüyor !

Öldükten sonra bedenimizin bakteriler ve böcekler tarafından tüketilmesi gerekirken, aşırı derecede kimyasal madelerler dolan topraklar acaba çürümeyen bedenlerin asıl sebebi mi ?

Bir haftadır 8'inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın naaşının nasıl olup da 19 yıl bozulmadan kaldığını konuşuyoruz. Biliyorsunuz, İstanbul Üniversitesi Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürsel Çetin'e göre bu şaşırtıcı bir durum değil; "Naaş sulu ve soğuk bir ortamdaysa ve yağ dokusu fazlaysa çürüme yavaşlar. Cilt altındaki yağların hidrojenleşmesi sonucu lipitler oluşur. Buna sabunlaşma denir ve beden neredeyse hiç bozulmaz" Anadolu'da da özellikle türbelerde bunun örneklerine rastlandığını ve bunlara mistik anlamlar yüklendiğini hatırlatalım. Ama bu açıklamaların üstüne biyolog Prof. Dr. Barbaros Çetin'in söyledikleri, bizi bambaşka bir konuyla yüz yüze bırakıyor; Biyolojik çevrim bozulduğu için artık pek çok insanın cesedi çürümüyor...

Ölünce neden çürümeyebiliriz?

Parçalanıp ekosisteme geri dönelim diye toprağa gömülüyoruz. Burada bizi organik halden inorganik hale dönüştürecek bakteriler, mantarlar ve böcekler var. Fakat toprak gün geçtikçe kirleniyor. Avrupa'ya bakın. Sanayii devrimi geçirdi, kirlendi. Son 5 yıldır bazı mezarlıklarda cesetlerin çürümediği gözleniyor. Fabrika atıkları, otomobillerden çıkan gazlar, yağmur suyu gibi iklimsel faaliyetlerle toprağa geçiyor. Bu yüzden toprakta bizi ayrıştıracak olan canlı türlerinin miktarı mililitrede milyarlardan binlere düştü. Bu birinci sebep.

İkincisi?

İçinde koruyucu madde olduğu için 30-40 gün bozulmayan sütler var. Yoğurtlarda mantar oluşmuyor artık. Yaşarken besin zinciri yoluyla aldığımız gıdalarla, konservelerle vücudumuza giren kimyasallar var. Bunların basında gıdaların ömrünü uzatan koruyucu maddeler ve tarım ilacı kalıntıları geliyor. Karaciğerde, dalakta özellikle de yağ dokularında birikiyorlar. Vücut bunları yok edemiyor. Kimya deposuna dönüyoruz, öldüğümüzde bu kimyasallar bir çeşit mumyalama etkisine neden oluyor. Beden bozulmuyor.

Böyle giderse ne olur?

Dünya ölü bataklığına döner. Bu bir çeşit ekolojik kıyamettir. Geçen yıl Amerika'daki Dünya Nüfûs Merkezi'nin yaptığı bir açıklamaya göre modern insan var olduğundan bugüne kadar yeryüzünde ölen insan sayısı yaklaşık 108 milyar. Bu kadar kişi öldü ve sisteme geri döndü. Bu bir kısır döngüdür. Devam etmesi gerekiyor.

Ne önerirsiniz?

Din bilginleri, sosyologlar ve biyologlar oturup tartışabiliriz. Bazı dinlerde ölüler yakılıp küle çevriliyor.

Küle çevirmek ekolojik sisteme fayda sağlar mı?

Böyle bir şey söyleyemem. Bu, ülkemizde büyük tartışmalara neden olur. Sizi inanmamakla eş tutabilirler.

'SUYUN KORUYUCU ETKİSİ VAR'

Cesetlerin çürümesi için nasıl bir ortam gerekir?

Şehir dışında, sanayi bölgelerinden ve egzoz salımının yoğun olduğu otobanlardan uzak yerlere yeni mezarlıklar kurabiliriz. Toprak tahlileri yapılır. Mantar, böcek, bakteri gibi ayrıştırıcılar bakımından zengin topraklar seçilir.

Ve sulak alanlarda olmasın, değil mi?

Evet, Suyun koruyucu bir etkisi var. Taban suyunun yüksekliği en azından 10 metrenin altında olmalı.

Türkiye'de "Burada cesetler çürümüyor" diyeceğimiz yerler var mı?

Öyle bir araştırma yok. Ama tarım alanları ve sanayi bölgelerine yakın yerler tehlike altında. Dünyada havası en pis 7'nci kent İstanbul. Rahmetlinin cenazesi trafiğin yoğun olduğu bir otoban kenarında. Egzoz salımı fazla, çevre kirliliği var, Naaşın çevresindeki toprak incelendiğinde yüksek miktarda ağır metallere ve kimyasallarla rastlanacaktır. Bu sebeple, topraktaki bakteriler ve mantarlar görevlerini yapamıyor olabilir.

 

 

Pınar ERBAŞ – HT PAZAR

Yorumlar